jineped
sp
sp anasayfa sp Anasayfa sp | sp site haritası sp Site Haritası sp | sp iletisim sp İletişim sp | sp
sp
kroki
sp
sp
sosyal media
facebook facebook
Anasayfa Histeroskopi Dezenfeksiyon ve Sterilizasyon
Dezenfeksiyon ve Sterilizasyon

Dezenfeksiyon tarihi çok eskilere dayanmaktadır. MÖ.800 yıllarında yazılan bir eserde, Odysseus uzun bir aradan sonra evine döndüğünde karşılaştığı karısının aşıklarını öldürür ve cesetleri attıktan sonra yaşlı dadısına "Bana biraz kükürt getirin ve ateş yakın da, evi tütsüleyeyim" diye seslenir. Bu söz dezenfeksiyon hakkında yazılı ilk cümle olarak kabul edilmektedir. Daha sonraki yıllarda kükürdün evlerin kötü havasını temizlemede kullanıldığı bildirilmektedir.

Temizlik, beslenme, insan ve hayvan atık maddelerinden sakınmaya ilişkin öneriler çeşitli din kitaplarında da yer almaktadır. İncil’de savaştan gelen askerlerin elbise ve eşyalarından dayanıklı olanlarının aleve maruz bırakılması, dayanıksız olanların kaynatılması önerilmektedir. Mumyalama, tütsüleme, içme sularının kaynatılması, hayvan pisliklerinin gömülmesi, temas ile hastalıkların geçebileceği bilgisi, ellerin dezenfeksiyonu işlemleri tarihsel gelişim içinde izlenmektedir. Besinlerin mikroorganizmalar tarafından bozulmalarını önleyici çeşitli yöntemler, daha mikroorganizmalar insanlar tarafından bilinmeden ve bunları ortadan kaldırma düşüncesi olmadan önce, deneme yanılma yoluyla ortaya çıkmıştır. Bu yöntemlerin başlıcaları; besinlerin ısıtılması, tütsülenmesi, tuzlanması ve baharat ilave edilmesi gibi yöntemleri örnek olarak sayabiliriz. Pers İmparatorluğunda, çömlek kaplardaki suların kısa sürede kötü kokması ve tadının bozulması nedeniyle içme suları bakır veya gümüş kaplarda saklanmıştır. Aristo (MÖ.380–322) sefere çıkarken Büyük İskender’e ordusuna kaynatılmış su içirmesini önermiştir. Bu uygulamalar bilinçsizce de olsa tarihin eski devirlerinden başlayarak yapılan dezenfeksiyon işlemleridir.

17. yüzyılda görülen büyük veba salgınlarında hekimler, tepeden tırnağa vücutlarını tamamen kapatan elbiseler giymişler, elbiselerin burun kısmına da kötü kokuları önlemek amacıyla havanın filtre edilmesini sağlayan temiz kokulu tamponlar yerleştirmişlerdir. Aynı yıllarda tifo, dizanteri gibi salgın hastalıkların önlenmesinde yavaş kum filtresi gibi arıtma uygulamalarının yararı olduğu belirlenmiştir.

1830 yılında Fremy tarafından deterjanın keşfetmesi dezenfeksiyon için önemli bir basamak olmuştur. 19. yüzyılda klorlu ve iyotlu çözeltiler ile fenol yara tedavisinde kullanılmıştır. Bu yüzyılda J.Lister pansumanlar için, aletlerin dezenfeksiyonu için ve operasyonlar önce ameliyathane havasına püskürtmek için fenol kullanılmıştır. Yine 19. yüzyılda Florence Nightingale antisepsi ve dezenfeksiyon uygulamalarını geliştirmeye çaba sarf etmiştir. Gerçek anlamda dezenfeksiyon ilk defa 1904 yılında bir tifo salgınında sodyum hipoklorit ile klorlama yapılarak önlenmesiyle başlanmış ve dezenfeksiyon uygulamaları hızla yaygınlaşmıştır. Sterilizasyon kavramı ise tıbbi tarihçedeki yerini 1929 yılında almıştır. R.Koch, Pasteur, Lister, Chamberland ve Tyndall sterilizasyon konusunda çalışan ve uygulama yapan bilim adamlarıdır. Günümüzde yüksek düzeyde dezenfektan olarak kullanılan gluteraldehit ise 1963 yılında bulunmuştur.

Günümüze kadar ilk bulunan dezenfektanların daha etkin ve daha az yan etkilere sahip olanlarını geliştirilmek için yoğun çabalar sarf edilmiş ve birçok dezenfektan madde kullanıma sunulmuştur. Ayrıca sterilizasyon ve dezenfeksiyon amaçlı birçok aletlerin yapılması ve uygulamalarda ilgili teknolojik gelişmeler kaydedilmiştir.

dezenfeksion

İnsanlarda patojen olma özelliği olan mikroorganizmaların uzaklaştırılma işlemine dezenfeksiyon adı verilir. Bu işlem geniş bir aralığı ifade eder. Dezenfeksiyon işleminde etkinlik yeterli konsantrasyon ve süre ile, sporların da yok edilebileceği sterilizasyon derecesine yakınlıkta olabildiği gibi, mikroorganizmaların vejetatif şekillerinin öldürüldüğü şekilde de olabilir. Bunlardan ilkine yüksek düzeyde dezenfeksiyon, ikincisine ise düşük düzeyde dezenfeksiyon işlemi denir. Bunların arasında kalacak etkinlikte yapılan işlem ise orta düzeyde dezenfeksiyondur. Deri gibi canlı dokular üzerine uygulanan dezenfeksiyon işlemine ise antisepsi denilmektedir.

** Yüksek düzeyde dezenfeksiyon steril vücut alanlarına giren malzemelerde tercih edilir. Yeterli süre beklenildiğinde sporların yok edilmesi dahi sağlanabilir.
** Orta düzeyli dezenfeksiyon steril olmayan, mukozal bütünlüğünü koruyan bölgelerde kullanılacak bronkoskop, gastroskop gibi aletler için tercih edilir.
** Düşük düzeyli dezenfeksiyon ise deriye temas edecek şekilde kullanılacak elektrot, yüz maskesi, stetoskop gibi aletlerde uygulanır.

DEZENFEKTANLARIN ETKİ MEKANİZMALARI
Hücre zarına etki edenler
Yüzey aktif dezenfektanlar
benzalkonium klorür, sabun, yağ asitleri
Fenol ve fenol bileşikleri
krezol, heksaklorofen
Organik çözücüler
alkol, eter, kloroform
Hücre proteinlerini denatüre ederek etki gösterenler
asitler (asetik asit, sulfirik asit gibi), alkaliler, alkoller, aseton
Mikroorganizma enzimlerinin işlevlerini bozarak etki gösteren dezenfektanlar
Ağır metal tuzları
civa, gümüş, bakır tuzları
Okside edici maddeler
hidrojen peroksit, potasyum permanganat, ozon
formalin, etilen oksit, betapropiolakton
Nükleik asit üzerine etkili edenler
kristal viyole, malaşit yeşili, brillant yeşili, fuksin, metilen mavisi, akridin

Hücre zarına etkili dezenfektanlar hücre sitoplazma zarının yapısını değiştirerek hücrenin aktif transportunu ve enerji metabolizmasını bozarlar. Yüzey aktif dezenfektanlar iyonlaşma özelliklerine göre katyonik, anyonik ve noniyonik olmak üzere ayrılırlar. Benzalkonium klorür katyonik dezenfektan iken, sabun ve yağ asitleri anyoniktirler. Anyonik ve katyonik dezenfektanlar birlikte kullanılmamalıdırlar. Fenol ve fenol bileşikleri ise hücre zarını parçalayarak hücre yapısının dışarı çıkmasına neden olurlar. Fenollerin bir diğer etkisi de hücre proteinlerini denatüre etmektir. Fenolün yerini bu gün daha az toksik olan ve daha yüksek dezenfektan etkili alkil ve klor türevleri almıştır. Fenolün alkil türevine örnek olarak krezol verilebilir. Fenolün klorlü türevi heksaklorofen olup, özellikle gram (+) bakteriler üzerine etkilidir. Organik çözücüler olan alkol, eter ve kloroform arasında en yaygın kullanılanı alkoldür. Alkolün en etkili konsantrasyonu %70’tir. Alkol, aynı zamanda proteinleri de denatüre eder.

Hücre proteinlerini denatüre ederek etki gösterenler dezenfektanlar bakterisid etki gösterirler. Asitler, alkaliler, alkoller, aseton ve diğer organik çözücü maddeler bu gruptaki dezenfaktanlardır. Değişik amaçlarla sulandırılmaları yapılarak kullanılan asitlere; asetik asit, sulfirik asit, klorhidrik asit, borik asit ve propiyonik asiti örnek verebiliriz.

Mikroorganizma enzimlerinin işlevlerini bozarak etki gösteren dezenfektanlar ağır metal tuzları, okside edici maddeler ve alkilleyici maddelerdir. Ağır metal tuzlarının başlıcaları civa, gümüş, bakır tuzlarıdır. Bunların etkileri enzimlerin sülfridril grupları ile birleşerek ortaya çıkar. Günümüzde civa bileşikleri yan etkileri ve antiseptik olarak etkisinin azlığı nedeniyle pek kullanılmaz. Merthiolate ve mercurochrome deri dezenfektanı olarak kullanılır. Gümüş nitratın %1’lik çözeltisi ise özellikle yenidoğan bebeklerde göz antiseptiği olarak kullanılmaktadır. Okside edici maddeler olan hidrojen peroksit, potasyum permanganat ve ozon enzim aktivitesini bozarlar. Halojenlerden klor ve klor vericiler (sodyum hipoklorit, kloraminler), brom ve iyot bileşikleri kuvvetli oksitleyici etkileri olan dezenfektanlardır. Klor ve ozon suların dezenfeksiyonunda kullanılır. Alkilleyici maddeler formalin, etilen oksit ve betapropiolaktondur Formalin yüksek konsantrasyonda bütün mikroorganizmalar üzerine öldürücü etkilidir. Kadavra ve dokuların saklanmasında kullanılır. Etilen oksit özellikle polietilen araçların sterilizasyonunda kullanılan bir alkilleyici maddedir.

Nükleik asit üzerine etkili dezenfektanların çoğu mikrobiyolojide de kullanılan boyalardır. Bu boyaların başlıcaları kristal viyole, malaşit yeşili, brillant yeşili, fuksin, metilen mavisi ve akridindir. Bu boyalar nükleik asitlerle bileşikler yaparak, onların aktivitelerini bozmak suretiyle dezenfektan etki gösterirler. Metilen mavisi, akridin boyaları mukozalar üzerine dezenfektan olarak kullanılır.

Histeroskopide dezenfektan olarak %2 gluteraldehit (ticari ismi “CİDEX”) tercih edilmektedir. Dezenfeksiyon için 20–30 dakika yeterli olacaktır. Gluteraldehit gram (+) ve (-) bakterilerin vejetatif şekillerine hızla etki eder. Sporlar için 8–10 saat kadar süreyle temas sağlanmalıdır. Gluteraldehit aktive edildiğinde on beş gün boyunca kapalı kaplarda saklanılabilir. İrritan yapısından dolayı mukozalara direk temasından kaçınılmalı, gluteraldehit solusyonundan çıkarılan aletler durulanarak kullanılmalıdır. Cerrahi sonrası histeroskopik cihazlar derhal yıkanmalı, küçük boşluklara girmiş organik atıklar iyice temizlenmelidir. Yıkama sonrası kurulanan histeroskopik aletler bu şekilde muhafaza edilmelidir. Yeni bir cerrahi öncesi histeroskopik setin operasyondan yaklaşık 20–30 dakika önce %2 gluteraldehit’e bırakılmaları yeterli olacaktır. Kameraların bu solusyonla dezenfekte edilmesinden kaçınılmalıdır.

 

Sterilizasyon

Bir maddenin üzerinde veya içinde bulunan tüm mikroorganizmalardan arındırılma işlemine sterilizasyon denir. Bu işlem sonrasında patojen olan ve olmayan tüm mikroorganizmalar yok edilmektedir. Sterilizasyon sonrasında sporlu-sporsuz bakteriler, virüsler, mantarlar gibi tüm mikroorganizmalar ortadan kaldırılır. Sterilizasyon işleminin hafif, orta, ileri derece şeklinde sınıflandırması söz konusu değildir. Sterilizasyon ya yapılmıştır ya da yapılmamıştır. Bu işlemin dereceleri ya da uygulama farklılıkları yoktur. Amaç ortamdan tüm mikroorganizmaların kaldırılmasıdır.

Sterilizasyon işlemi fiziksel ve kimyasal yöntemlerle ya da radyasyon ile yapılabilir. Her yöntemin maliyeti ve uygulanabilirlik açısından üstünlükleri ve eksiklikleri söz konusudur. Jinekoloji pratiğinde en sık basınçlı buhar ve etilen oksit kullanılmaktadır.

STERİLİZASYON YÖNTEMLERİ
FİZİKSEL YÖNTEMLER
a. ısı ile sterilizasyon
1. nemli ısı
i. kaynatma
ii. basınçlı buhar
iii. pastörizasyon
iv. tindalizasyon
2. kuru ısı
i. kuru hava
i. alevden geçirme
b. süzme ile sterilizasyon
RADYASYON
a. ultraviole
b. X ve Gamma ışınları
KİMYASAL YÖNTEMLER
a. etilen oksit
b. gluteraldehit
c. formaldehit
d. hidrojen peroksit

Isı ile sterilizasyonun etki mekanizması doğrudan doğruya hücre proteinlerini koagüle etmek suretiyledir. Isı ile sterilizasyonda ısının derecesi, ısının etki zamanı, ortamdaki nem derecesi, mikroorganizmaların içerisindeki su miktarı, pH, osmotik basınç gibi etmenler sterilizasyon üzerine etkilidir. Ortamda nem olması, mikroorganizma içerisinde %50 oranında su bulunması, pH derecesinin nötrden uzaklaşıp asit veya alkaliye kayması, ısı ile sterilizasyonu olumlu yönde etkiler.

Kaynatma ile sterilizasyonda ısı derecesi düşüktür ve sporlara etkisi zayıftır. Histeroskopik aletlerin sterilizasyonunda bu yöntem kullanılmamaktadır.

Basınçlı buhar ile sterilizasyon “otoklav” adı verilen cihazlarda uygulanır. Buharla doymuş ortamda 121°C’de 1,5 atmosfer basınç altında ve 15–30 dakika bekletilmekle sterilizasyon sağlanmış olur. Otoklavda ısı, nem ve basınç altında bozulmayacak tüm malzeme ve besiyerleri steril edilebilir. Bu yöntem jinekoloji pratiğinde en sık kullanılan yöntemlerden biridir. Histeroskopik optikler bu yöntemle sterile edilemezler, ancak ısıya dayanıklı diğer histeroskopik aletler için otoklav kullanılabilir.

Pastörizasyon genellikle sütlere ve süt ürünlerine uygulanan özel bir işlemdir. Bakteri sporlarına etkisiz olduğu için sterilizasyon yöntemi kabul edilmemelidir. Histeroskopide yeri yoktur. Tindalizasyon ise düşük ısıda, uzun sürede yapılan, histeroskopik sterilizasyonda yeri olmayan bir yöntemdir.

Kuru hava ile sterilizasyonda ortamda nem bulunmadığından sterilizasyon daha uzun süre almaktadır. Bu amaçla Pasteur fırınları (sterilizatör) kullanılır. Genel olarak 175°C de bir saat, 140°C de ise üç saat sterilizasyon için yeterlidir. Sterilizasyon işleminin çok uzun sürmesinin yanında sterilizatörler içinde ısının homojen dağılmaması ve kontrol parametrelerinin güvenilir olmaması dezavantajlarıdır. Pudra, gliserin ve vazelin sterilizasyonun da kuru ısı kullanılmaktadır. Alevden geçirme ile sterilizasyon yöntemi ile öze, iğne ucu gibi laboratuar gereçleri sterilize edilebilir.

Süzme ile sterilizasyon sıvı maddelerin sterilizasyonunda başvurulur. Özellikle diğer sterilizasyon yöntemleri ile bozulabilen maddeler için kullanılır.

Radyasyon ile sterilizasyonda en çok kullanılan ışınlar ultraviole, X ışınları ve gama ışınlarıdır. Ultraviole (UV) ışınları daha çok odaların sterilizasyonunda kullanılır. Bu ışın camdan geçmez ve göz retinasına zararlıdır. Gama ve X ışınlarının elde edilmeleri oldukça pahalıdır. Protez, sentetik kalp kapakçıkları ve cerrahi malzeme gibi özel malzemelerin sterilizasyonunda kullanılır. Steril edilen alet ya da maddenin bu özelliğini uzun süre koruyabilmesi için sterilizasyon işleminden önce hazırlık yapılmalıdır. Bunun için makas, pens, bistüri gibi aletler kalay kağıtlarına, ambalaj kağıtlarına veya sık dokunmuş bez kılıflara sarılır. Deney tüplerinin ağızları iyice kapatılmış şekilde steril edilir.

Etilen oksit ile sterilizasyon kimyasal yöntemler arasında en çok tercih edilenidir. Etilen oksit mikroorganizmaların hücre duvarları ile reaksiyona girerek irreversible alkalileşmeye yol açarak sterilite sağlamaktadır. Etilen oksit 10,8°C’nin altında sıvı halde iken, daha yüksek sıcaklıkta gaz durumundadır. Saf halde çok zehirli, tahriş edici ve patlayıcı özellik gösteren etilen oksit, bu nedenle ticari olarak saf halde bulunmaz. Karbondioksit gazı ile karışımları satılmaktadır. Belirli ısı, nem, basınç ve sürede otoklav veya benzeri aletler içerisinde uygulanır. Aletin iç hacmi kullanılması gerekli etilen oksit miktarını doğrudan etkiler. Bir litre otoklav hacmi için 500 mg etilen oksit, 58°C, %40 rölatif nem altında dört saat süre ile iyi bir sterilizasyon sağlanır. Etilen oksit normalde naylonun içine geçebilir ve hiç bir zarar vermez. Steril edilecek aletler öncelikle naylon kapla dış ortamdan hava almayacak şekilde ambalajlanır. Daha sonra etilen oksit otoklavı içerisine yerleştirilir. Isıya dayanıklı olmayan polietilen, plastik, kauçuk aletler gibi maddeler etilen oksit ile sterilizasyon sağlanarak kullanılır.

ETİLEN OKSİT OTOKLAVI ÇALIŞTIRILIRKEN UYULMASI GEREKEN KURALLAR
■ Steril edilecek malzeme aralıklı olarak gaz geçişi kolayca sağlanacak şekilde otoklav içine yerleştirilir.
■ Otoklavın kapakları sıkıca kapatılarak içerideki hava vakumla emdirilir.
■ İstenilen miktarda nemi oluşturacak havanın otoklav içine girmesi vana yardımıyla sağlanır.
■ Sterilizasyon için hesaplanan miktarda etilen oksit gazı otoklav içine verilir.
■ Sterilizasyon için öngörülen ısı oluşumu sağlanarak zaman ayarlaması yapılır.
■ Bu süre sonunda otoklav içindeki gazın tümü vakum ile boşaltılır.

Gluteraldehit ile sterilizasyonda %70 izopropil alkol içine %2 gluteraldehit eriyiği kullanılır. Bu karışım on saat süreyle uygulandığında bakteri sporlarını da ortadan kaldırarak sterilizasyon sağladığı kabul edilir. Üç-beş dakikalık uygulamaları dezenfeksiyon amacıyla kullanılır. Hazırlanan solüsyon on beş gün süre ile etkinliğini korumaktadır. %70’lik alkol içine %8 formaldehit on sekiz saat süreyle uygulandığında veya  %6–10 stabilize hidrojen peroksit (H2O2) altı saat süreyle uygulandığında sporlar üzerine öldürücü etki gösterdiği kabul edilmektedir.

Sterilizasyon yöntemi ne olursa olsun, işlemin sağlıklı yapıldığı mutlaka kontrol edilmelidir. Fiziksel olarak cihazların göstergeleri iyi takip edilmeli, standartlar sağlanmalıdır. Sterilizasyonun kontrolü amacıyla kimyasal ve biyolojik ayıraçlar kullanılır. Kimyasal ayıraçlar Brown sterilite tüpleri ve ilaçlı yapışkan bantlardır. Brown sterilite tüplerindeki sıvının rengi otoklav ısısı ile etkileşim sonucu kırmızıdan yeşile döner. İlaçlı yapışkan bantlar (otoklav bandı) ise ısı ile etkileşerek daha koyu renk oluşumuna neden olur. Biyolojik yöntemlerde ise ısıya dayanıklı bakteri sporlar kullanılarak kontrol gerçekleştirilebilir. Bakteri sporları özel tüplerde otoklavın ortasına ısı ve buharın yeterli ulaşabileceği şekilde yerleştirilir. Sterilizasyon uygun yapıldığında tüm sporların ölmüş olması gerekir. Bu durumun gerçekleşmesinin kontrolü, mikrobiyoloji laboratuarında araştırılmalıdır. Bu bakterilerin üretilmemesi durumunda, sterilizasyon işleminin yeterli olduğuna karar verilir. Sporlu bakterinin üremediğine karar verebilmek için yedi gün beklenilmesi gerektiğinden pratik bir yöntem değildir.

Histeroskopide sterilizasyon amacıyla sıklıkla gaz haldeki etilen oksit tercih edilmektedir. Etilen oksitin ince deliklere ve dar kanallara penetrasyonu sıvı sterilizasyon maddelerine göre daha iyidir. Etilen oksitin dezavantajı sterilizasyon süresinin uzunluğudur. Bu nedenle, peşpeşe alınacak iki operasyon arasında histeroskopik aletlerin %2 gluteraldahit ile yüksek düzeyde dezenfeksiyonu sıklıkla tercih edilmektedir. Optikler haricindeki diğer histeroskopik aletler basınçlı buhar ile de sterilize edilebilir. Bu yöntem etilen oksite göre daha ucuz, daha kolay ve daha az toksiktir.